ESKİŞEHİR GÜNCESİ
Ufaktan bir türkü mırıldanırım “Kahve koydum fincana. Selam söyle amcana. Amcan kızı vermezse, Haber salın muhtara.” Bu güzel Eskişehir türküsüyle başlıyoruz yolculuğumuza....
Ufaktan bir türkü mırıldanırım “Kahve koydum fincana. Selam söyle amcana. Amcan kızı vermezse, Haber salın muhtara.” Bu güzel Eskişehir türküsüyle başlıyoruz yolculuğumuza. Arkadaşlarım Nur ve Merve ile aniden verdiğimiz bir kararla kız kıza çıktığımız bu yolcuktan çok keyif aldığımı belirtmek isterim.
Trenle çıktığımız ve 1.5 saat kadar süren yolculuğumuzda sanki Konya’nın hiç dışına çıkmamış gibi hissetmemiz de enterasandı. Ancak yadırgamamak lazım ki Konya yüzölçümü olarak büyük olduğundan mütevellit bir yere ulaşmak için zaten 2 saatimizi alıyor 🙂
Başka bir sorun da şu ki ne zaman kızlarla bir plan yapsak hep yağmur yağar. Tabi ki biz bunu dezavantaj olarak görmüyoruz gittiğimiz yere bereketimizle gittiğimizi söyleyerek yağmurun bile bizi durduramayacağını düşünerek ilk olarak adalarda güzel bir kahvaltıyla güne başlamak istiyoruz. 🙂 Tren garından inerek doktorlar caddesinden ilerlemeye başlıyoruz ki yanımıza şemsiye almadığımız için eve’ye girerek birer şemsiye alıyoruz. Sakin olan Doktorlar caddesinin tadını çıkartarak adalara ilerliyoruz.
Ve Eskişehir’in vazgeçilmez caddesi Adalar. Normal zamanlarda ahenkli bir görünüşü olan adalar yağmurun yağmasıyla hüzünlü bir hal alıyor. Önümüze çıkan ilk kafeye hem biraz ısınmak için hem de Eskişehir’in meşhur çiğ böreğini yemek için giriyoruz.
Daha öncesinde 1 sene kadar Eskişehir de yaşamış olmama rağmen hiç çiğ börek yemediğimi hatırlıyorum. Bir kaç dakikalık hayatımı sorgulama aşamasından sonra Çiğ böreği denemenin zamanı geldiğini anlıyorum ve kıymalı çiğ börek söyleyerek güzel bir kahvaltı yapıyoruz. 🙂
Çok keyif alarak yediğim çiğ böreği her Eskişehir’i gezmek için gidenlerin denemesini tavsiye ederim…
Güzel bir kahvaltıdan sonra Eskişehir’e gidip Odun pazarı evlerini gezmeden olmaz diyoruz ve Tramvaya binerek Atatürk Lisesinde iniyoruz. 23 Nisan perşembe günü Eskişehir’e gittiğimiz için odun pazarını gezelim isterken bu tarihi yapıların arasında pazar kurulmuş olduğunu görünce kısa çaplı bir kültür şoku yaşıyoruz ancak güzel ülkemin güzel insanları deyip yolumuza devam ediyoruz. 🙂
Her evin rengarenk sunuluşuyla hayranlık uyandıran yapılar bize bu renk cümbüşünün zevkini tattırıyor.
Dokusu mimari yapısıyla bize çok güzel dakikalar yaşatıyor.
Her köşesi buram buram sanat kokan Eskişehir…
Odun pazarı evleri arasında ilerlerken tarihi Atlıhan Çarşısına uğramadan olmaz diyoruz ve kısa bir alışveriş turu gerçekleştiriyoruz.
Tüm bunların ardında OMM(Odun pazarı Modern Müzeyi) gezmek için bilet almaya koyuluyoruz.
Biletlerle beraber OMM içine giriyoruz ve kısa bir müze turuyla etrafı incelemeye başlıyoruz. Sevgili arkadaşlarım fotoğraf çekmeyi çok sevdikleri için çokça fotoğraf çekerek bu anları ölümsüzleştiriyorlar tabi ki 🙂
Bana soracak olursanız bu müze bana çok hitap etmedi. Ben daha çok tarih kokan müzelerde gezmeyi sevdiğim için çok keyif almadım ama Nurcuğum müzenin mimari yapıyla çok ilgilendi ve sevdi.
Buraya da sergiden kısa bir yazı koyuyorum merak edenler için hoş bir an olabilir. 🙂
Tüm bunların ardında yorulduğumuzun farkına vararak tantuni yemeye karar veriyoruz. Tantuni yerken yaşadığımız o anları şimdi anlatmak istemiyorum orası da bize kalsın diyerek devam edelim. :)(Anlayan anladı) 🙂
Yorulduğumuzu anlıyoruz ve Sazova, Hayvanat bahçesi gezimizi ikinci tura saklamaya karar veriyoruz. Odun pazarı evlerinden başlayarak hamam yoluna oradan bedestene oradan da çarşıya iniyoruz. Doktorlar caddesinde gezerken Eskişehir’e gelip de boza içmeden gitmeden gitmeyelim diyerek bozalarımızı alıp caddeyi adımlaya devam ediyoruz.
Her zaman gittiğim ve ortamını sevdiğim bir kafede kısa bir mola vererek dinleniyoruz. Biletimizi 19.00’a aldığımız için 18.00 gibi tekrar caddeye çıkarak kısa bir alışveriş yaptıktan sonra tren garına doğru ilerliyoruz ve Konya’ya dönmek için yola çıkıyoruz.
Aslında bu noktada farkettiğim önemli bir konu oldu nereye gittiğinin hangi şehirde olduğunun çok bir önemi yok sanırım. Önemli olan bu yolculukta yanında kimlerin olduğu. Atanalı 9 ay olmasına rağmen güzel bir arkadaşlık kurduğum değerli dostlarımla keyifle yapmış olduğum bu gezinin nice güzel gezilerde ve nice güzel anılarda devam etmesi dileğiyle…
Sevgiyle kalın…